Yazı Detayı
09 Şubat 2018 - Cuma 22:16
 
Kadınların Olimpiyat Oyunlarındaki Yerine Kısa Bir Bakış
Metin Antepüzümü
 
 

Olimpiyat Oyunları ile ilgili kaleme alınan yazılar hemen herkesin ilgisini çeken, bir solukta okunup bitirilen yazılar olmaktadır. Köklü bir geçmişe sahip olmasının yanı sıra uluslararası bir şölen halini alması ve teknolojik gelişmelerin oyunlardaki rekorları etkilemesiyle her 4 yılda bir tüm heyecanımızın ve meraklı bekleyişimizin kalesi olmaktadır adeta bu oyunlar. Ekonomik, sosyal, kültürel ve politik öneminin de eklenmesiyle birlikte popülerliğini her geçen gün arttıran Olimpiyat Oyunları her zaman için, sadece rekorlarla, olağanüstü performanslarla ve ülkeler arası dostluğu pekiştirici yönüyle ele alınmamaktadır. Örneğin oyunların ülkeler arasında siyasi propaganda aracına dönüştüğü ve tabiri caizse modern bir soğuk savaş aracı olarak kullanıldığı, en aşina olduğumuz eleştirel bakış açısından biridir. Bununla birlikte, modern sporun sadece ve sadece yarışma anlamından oldukça uzaklaşması, sportif oyunlarda kazanmanın ve hatta  her ne pahasına olursa olsun kazanmanın sporun özündeki değerleri pek çok yönden kirletmesi doping, şike, sportif erdeme duyarsızlık vs. gündemde olan temel konular arasındadır. Ancak bu yazının konusu, tam da yukarıda saydığımız ele alınan bütün konular arasında kendine yer bulamayan ya da görünürsüzleştirilen bir meseleyi dikkate almaktadır. Olumlu ve olumsuz tüm yönleri ile tüm dünyayı etkisi altına alan bu oyunlarda niçin kadınların olimpiyatlardaki tarihi sıkça konuşulan, tartışılan ve eleştirilen bir konu halini alamamıştır acaba? Bu sorunun yanıtı, tam da kadınların 1896’daki ilk Modern Olimpiyatlara alınmayışına benzer bir nedende yatmaktadır. Oyunların kurucu babası Coubertin, tıpkı Antik Oyunlarda olduğu gibi kadınların olimpiyatlardaki yerinin kazanan erkekleri alkışlamak olduğunu söylemiştir. Bu nedenle kadınların olimpiyatlara katılımı Antik Oyunlardan Modern Oyunların ilkine kadar, yasaklanmıştı. Fakat bu durum dünyadaki kadın hareketinin gelişiminin de etkisiyle ciddi tepkilere yol açmış, yoğun tartışmalardan sonra ancak 1900’deki ikinci oyunlara kadınlar yarışmacı olarak katılabilmişlerdi. Tenis ve Golf branşları ile 1900 Paris Oyunları’nda yarışan kadınlar, bu tarihten sonra farklı branşlarda ve artan sayılarda oyunlara dahil olmuştur. 2012 Londra Olimpiyatları ise kadınların ilk kez tüm branşlarda yarıştığı oyunlar olarak tarihe geçmiştir. Fakat tüm bu süreçte kadınlar gerek oyunlara katılmalarının yasaklanması, gerekse bazı branşlarda yarışmalarının uygun görülmesi (kadınlar atletizmde 1928’e kadar yarışamamışlardı) yani katılımlarının sınırlarının çizilmesinin temel nedeni, kadınları biyolojilerinin kurbanı olarak gören, onları zayıf, güçsüz narin ve hassas olarak tanımlayan cinsiyetçi bakış açısıdır. Bu bakış cinsiyet eşitsizliğini beraber getirmekte, kadınların Olimpiyat Oyunları tarihindeki engellenmelerinin ve kısıtlanmalarının gerekçesini ortaya koymaktadır. Gelişen kadın hareketlerinin de etkisiyle kadınların son yıllarda pek çok branşta yarışması, uluslararası pek çok organizasyona dahil olması ve önemli başarılar elde etmesi kadınlara yönelik cinsiyet ayrımcılığının eskiye oranla azaldığına işaret eden ve gönlümüze su serpen gelişmelerdendir. Umudumuz tüm dünyada kız çocuklarının ve kadınların, cinsiyet engeline takılmadan, eşitlikçi bir bakış açısıyla spor yapma imkânına kavuşmasıdır.

 

 
Etiketler: Kadınların, Olimpiyat, Oyunlarındaki, Yerine, Kısa, Bir, Bakış,
Yorumlar
Haber Yazılımı