Yazı Detayı
25 Ağustos 2018 - Cumartesi 01:32
 
Antrenörlere “Vefasızlık” Yapmayalım
Ahmet Özel
ahmetozel1984@gmail.com
 
 

Antrenörler, geleceğimiz olan çocuklarımızın yetişmesinde ve onların geleceğe hazırlanmasında en büyük rol oynayan muhteşem insanlar. Büyük bir gönüllülük, özveri ve sabır isteyen mesleklerden bir tanesi benim için. Fakat yaşamımızın her alanında olduğu gibi bu meslekte de kötü demeyelim ama işini yapmayan insanlarımız vardır elbette. Ama bu işin maddi kazançtan çok gönüllülük esası olduğuna inanan kesimde olduğumu belirtmek istiyorum. Bir antrenör yeri geliyor aile bireylerinden daha fazla birlikte zaman geçiyor çocuklarımızla. Onun başarısı ve geleceği için kendinden fedakarlık göstererek tüm enerjisini geleceğin sporcuları için harcıyor. Belki çok fazla abarttığımı söyleyenler olacak mutlaka ama emin olun işini gerçek anlamda yapan antrenörlerimiz için bu sözler az bile. Bir çocuk için nasıl dertlendiklerini görmek için onların iç dünyasına girmek gerekiyor. Dışarıdan bakarak adam eşofmanını giymiş rahata bak ya, oturduğu yerden para kazanıyor demek gerçek anlamda nankörlüktür. 
Özellikle buradan çoğu sporcu velisinin çocuklarını ne kadar zor durumda bıraktığını üzülerek söylemek istiyorum. Bir antrenör düşünün, bir çocuğu mahallede, sokakta yada herhangi bir proje kapsamında yeteneğini keşfediyor ve onu spora kazandırıyor. Onun ileride o kadar çok yetenekli olacağına inanıyor ki tüm enerjisini bu yönde harcamaya başlıyor. Kısa bir zaman diliminde birçok başarıya imza atarak o kişiyi Türk sporuna kazandırıyor. Ama sporcunun ailesi en ufak bir sorunda bu büyük emeği bir anda yerle bir edebiliyor. Peşinden ayrılmadığı antrenöre artık ihtiyacı kalmadığını düşünüyor ve antrenör ve çocuk arasındaki o köprüyü yıkmaktan çekinmiyor. Antrenörü sayesinde hayatında göremeyeceği başarılara imza atan sporcuda maalesef ailesinin etkisinde kalarak bir anda hayatına yön veren ve hayatını değiştiren antrenörün düşmanı oluyor. İşte böyle hikayeler maalesef maddi kazanç beklemeyen ve fedakar antrenörler için mesleğinin belki de en zor sınavlarından bir tanesi. Evet belki de antrenör gerçekten hatalı olabilir, ama çözüm noktası bu olmamalı... Başından sonuna kadar bir çocuk için yıllarını veren bir antrenörün böyle bir vefasızlığı hak edeceğini düşünmüyorum. Bu örneği 2 yıl önce çok sevdiğim bir antrenör arkadaşım karşılaştığı durum karşısında ele alma gereği duydum.  Branş ise tekvando bunu da belirteyim.  (Not: Olayın kesinlikle Karaman ile ilgisi bulunmamaktadır)
Bazı kulüp takımlarında ise teknik adamların ya da antrenörlerin Harry Potter olduğu inancının yaygın olduğunu düşünmeye başladım. Arkadaşlar lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve antrenörlerinde kulübün verdiği imkanlar doğrultusunda ortaya bir şeyler koymaya çalıştığını unutmayın. Aynı ligde bir takım lig için çok büyük rakamlar harcayıp siz kısıtlı bütçeyle bir takım çıkartıyorsanız lig sonunda kötü gidişatı teknik adama ya da antrenöre kesmeyin. Takım iyi gittiğinde İmparator, takım kötü gittiğinde hoca istifa...Sen hocaya tüm imkanları sağlarsın, istediği transferleri yaparsın sonra başarıyı beklemen normal. O zaman çekersin hesabını sorarsın. Ama kısıtlı bir bütçeyle ve imkanlarla bu işler gerçekten çok zor. Genelde taraftarlarda böyle durumlarda kötü gidişatın cezasını maalesef teknik adamlara ve antrenörlere kesiyor. Çünkü takımın iyi ya da kötü anlarıda sahnede en çok onlar yer alıyor. 
Bir sporcu gerçekten çok zor yetişiyor ama bir antrenör de gerçekten kolay yetişmiyor...
Sevgi ve saygıyla... 

 

 
Etiketler: antrenör, vefasızlık, köşe yazısı, spordetay, ahmet özel,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı

Spor Haberleri

Süperlig

Ligtv

Fenerbahçe

İddaa

at yarışı

galatasaray

beşiktaş

Spor

Transfer Haberleri

şifresiz maç

iddaa tahmin

Maç Özetleri
spordetay.com
Türkiye'nin En Farklı Spor Haber Sitesi - Spordetay