Haber Detayı
22 Mart 2019 - Cuma 23:26
 
Federasyon Başkanları televizyon programında buluştu
Türkiye’nin ilk ve tek karate içerikli spor programı olan ve Sportstv ekranlarında yayınlanan Karate Türk programı, geçmiş dönemlerde Türkiye Karate Federasyonu Başkanlığı yapmış isimleri ağırladı. Dönemin kahramanları, mevcut Başkan Esat Delihasan’ın da yer aldığı programda Türk karatesinin dünü, bugünü ve yarınını konuştu.
KARATE Haberi
Federasyon Başkanları televizyon programında buluştu

Sportstv ekranlarında yayınlanan Karate Türk programı, Türkiye Karate Federasyonu Başkanı olarak görev yapmış isimleri ağırladı. Geçmiş dönemde başkanlık yapmış isimlerden İbrahim Öztek, Hakkı Koşar, Halli Durna ve mevcut Başkan Esat Delihasan, stüdyo konuğu olurken, yurt dışında yaşayan Aydoğan Çelik telefon bağlantısıyla programa katıldı. Eski Federasyon Başkanlarından Dinçer Türkmen ise annesinin sağlık sorunları nedeniyle programa katılamadı.

Türkiye Karate Federasyonu Başkanı Esat Delihasan, oldukça güzel bir tablo oluştuğunu belirterek, “Zamanında hocalığımı, başkanlığımı yapmış isimlerle bir arada olmaktan dolayı çok heyecanlıyım. Türk karatesi çok zorlu süreçlerden geçerek bugünlere geldi ve eski federasyon başkanlarımızın emekleri gerçekten çok büyük. Bugün bizimle birlikte olan ve katılamayan değerli başkanlarımıza teşekkür ediyor, hayatını kaybetmiş başkanlarımızı da saygı ve rahmetle anıyorum” dedi.

ESAT DELİHASAN: HERKES BİR TUĞLA KOYDU

Türkiye Karate Federasyonu’nun 1991 yılında judo çatısı altından ayrılarak bağımsız olduğunu aktaran Başkan Delihasan, “Bu süreçten sonra sadece Türkiye Karate Federasyonu olarak anılmaya başladık ve ilk başkanımız Hakkı Koşar hocamız oldu. Özerk olduktan

sonra da Aydoğan Çelik, federasyon başkanlığımızı yaptı. Hocalarımızın karatenin önünü açan icraatları ülkemizde bu sporu büyüttü” diye konuştu.

Herkesin bir tuğla koyduğunu ve bugünlere gelindiğini vurgulayan Başkan Esat Delihasan, şunları söyledi:

“Geçmiş günümüze baktığımızda Türk karatesinin gelişimi için büyük çaba sarf edildi. Herkes bir tuğla koymuş. Onların döneminde olan yabancı antrenör, sporcu yarıştırmama geleneğimizi bugün de sürdürüyoruz. Hatta aksine yurt dışına antrenör, sporcu gönderen bir Federasyon olduk. Bu bizim ve camiamız için büyük bir övünç kaynağı. Bizler de onların bugünlere getirdiği ve bizlere teslim ettiği bayrağı, yukarılara taşıyarak bizden sonra geleceklere emanet etmek istiyoruz.”

HAKKI KOŞAR: KENDİ İMKÂNLARIMIZLA MAÇLARA GİDİYORDUK

1991 yılında Judo’dan ayrıldıktan sonra Türkiye Karate Federasyonu’nun ilk başkanlığını yapan ve şu anda da Onursal Başkan olan Hakkı Koşar, geçmiş dönemde yaşadığı güzel anılarını anlatırken, karatenin geldiği noktayı şu ifadelerle özetledi:

“1965’te judo ve karateye başladık. 1980’e kadar da kendi imkânlarımızla organizasyonlara katılmaya çalışıyorduk. O zamanlar bir minibüsüm vardı ve evimdeki eşyalarımız satarak, cebimdeki parayı harcayarak müsabakalara gidiyorduk. Bugün gelinen noktada devletimiz sporu destekliyor ve gelişimi için her türlü imkânı sunuyor. Tabii birçok kesim Türk karatesinin bu başarılara ulaşacağını tahmin edemedi. Böyle zorlu günlerden bugünlere geldik. Tüm emek verenlere, destekleyenlere teşekkür ediyorum.”

İBRAHİM ÖZTEK: SİSTEM, YÖNETMELİK, TALİMAT YOKTU

1984 - 1990 yılları arasında Türkiye Judo ve Karate Federasyonu’nun başkanlığını yapan, 1997 yılında da seçimle Judo Federasyonu Başkanı seçilen İbrahim Öztek, “Hayatımız gençlik yıllarımızdan itibaren spor ile iç içe geçti. Karate ve Judo aynı çatı altında olduğu dönemde Federasyon Başkanlığı ile başlayan dönemde bilfiil 15 yıl başkanlık yaptım. Bu süreçte her zaman en iyisi yapabilme ve başarabilmenin gayreti içerisinde olduk” dedi.

O dönemlerde sistem, statü, talimat olmadığını vurgulayan İbrahim Öztek, şunları söyledi:

“Yaklaşık beş yıl kadar judo ve karate aynı anda ilerledi. Sistem yoktu. Yönetmelik ve talimat yoktu. Gece yarılarına kadar projeler ürettik. Talimatlar hazırladık. 35 yıl önce yaptığımız talimatlar hâlâ duruyordur. Karate içerisinde çok fazla stiller barındırdığı için bir ayrı hareket etme durumu söz konusuydu. Ancak arkadaşlarımızla bir araya gelip ‘bu işin ayrılığı’ yok dedik ve bütün kurulları oluşturduk.”

HALİL DURNA: FITRATIMIZA UYAN BİR SPOR

2000 - 2004 yılları arasında Türkiye Karate Federasyonu Başkanlığı yapan, mevcut olarak da Muay Thai Federasyon Başkanı olan Halil Durna, “Karatenin Türkiye’deki gelişimi için İbrahim Öztek ve Hakkı Koşar başkanlarımız büyük özverilerde bulunarak çok ciddi emek verdiler. Karate de Türk insanının en sevdiği spor dallarından bir tanesi. Fıtratımıza uyuyor. Dolayısıyla Türkiye’de karateye olan ilgi çok fazla. Bunun yanında mücadele sporlarının hepsinin bir felsefesi var. Dolayısıyla sadece sportif değil, hayatın genelinde gençlere birçok özellik kazandırıyor” dedi ve şöyle konuştu:

“Göreve geldiğimizde antrenörler arasında birtakım sorunlar yaşanıyordu. Bunu çözme noktasında çalışmalar ve eğitimler düzenledik. Branşımızın dünyada zaten biliniyordu ama zamanla diğer ülkelerden de davetler almaya başladık. Esat Delihasan o zaman Milli takım antrenörümüzdü ve önemli şampiyonluklar kazandık.”

“Spor dalının hangisi olursa olsun zirvesi olimpiyatlar. Her spor dalı olimpik olmak istiyor, her sporcu da madalya kazanmak istiyor. Çünkü o zaman tarihe geçiyor ve güzel bir an yaşıyorsunuz. Karate de çok uzun zamandır Olimpiyatlarda yer almak için mücadele ediyordu. Tokyo 2020 ile birlikte de bu hayal gerçeğe dönüştü. Olimpik bir branş olan sporumuz Akdeniz Oyunları, Dünya Oyunları, Avrupa Oyunları gibi organizasyonlarda yer alıyor ve sporcularımız da bugüne kadar birçok şampiyonluk kazandı. Şimdi sırada Olimpiyatlar var. Ben inanıyorum ki Türk karatesi bu başarı grafiğini orada da sürdürecektir.”

AYDOĞAN ÇELİK: MASA OYUNLARI İLE KATLEDİLİYORDUK

Programa telefon bağlantısı yaparak katılan eski Federasyon başkanlarından Aydoğan Çelik, “Geçmişten günümüze emek veren Federasyon başkanlarımızın emeklerini takdirle karşılıyor, karate camiası adına şükranlarımı sunuyorum” diyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Türk karatesinin son geldiğini noktayı takdirle karşılıyoruz. Şüphesiz ki bugüne kadarki ivmenin sonuçlarıdır. 1996 yılında karate ile tanıştım. Ancak o dönemlerde uluslararası arenada çok ciddi lobi çalışmaları yoktu. Sportif olarak ne kadar başarılı olursanız olun, o yönetim organları içerisinde yer almadığınız sürece, ne yazık ki birtakım masa başı oyunları deyim yerindeyse ayak oyunları ile sporumuz katlediliyordu. Bizler de bu yönde yoğun çalışmalar yaptık. Uluslararası Federasyon yönetiminde yer alan ilk başkan bendim. Benden sonra da bu bayrağı Esat Delihasan taşıyor. Bu çalışmaların da meyvelerini aldığımızı düşünüyorum. Spor olarak zaten dünyadaki yerimiz de belli. Yöneticilerimiz, antrenörlerimiz, hakemlerimiz bu konuda takdire şayan çalışmalar yapıyorlar. Hepsini tebrik ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.”

Kaynak: (Haber Merkezi) - Haber Merkezi Editör: Ayşe ÖZEL
Yorumlar
Haber Yazılımı